Arşiv Özel Alan Serbest Piyasa Şiddet

Empati yoksunları için “Vegan Olma Rehberi”

“Veganları etik olarak haklı buluyorum, keşke hayvanlar acı çekmese. Buna çok üzülüyorum ama eti de çok seviyorum. Ne yazık ki et yemeyi bırakamam.”

Selam, evet bu yazı senin için. Hoş geldin.

Yazının başında seninle bir pazarlık yapmak istiyorum. Öncelikle vegan olabilme ihtimalini açık tutarak, bu ihtimalin gerçekleşebileceğini düşünerek bu yazıyı okumalısın. Çünkü hayvanların, senin bu açık görüşlülüğüne ihtiyaçları var.

Veganlar çoğu zaman insanları empatiye davet eder, oysa herkes hepçil beslenmenin bir sonucu olarak bu empatiyi kuramayabilir. Hatta çoğu zaman çoğu insan bu empatiyi hakkıyla kuramayacaktır. Bu bir “empati yoksunlarını veganlık yoluna sokma” rehberi, çünkü ben de bir empati kuramayan veganım ve size karşılaştığım zorlukları, nasıl vegan olabildiğimi anlatmak istiyorum.

1) Vegan Olmayı İstemek

Bu yazıyı, bu isteği ihtimal olarak görerek okumanızı istemiştim. Bu ihtimal hayatımda nasıl doğdu anlatmak istiyorum. Kendimi o dönem feminist ve sosyalist olarak nitelendiriyordum. Sonuç olarak bazı grupların bazı gruplar üzerindeki baskısını ve şiddetini kabul ediyordum. Sınıfsal bakıyordum ve kimlik siyasetini önemsiyordum. Bu tablo içinde et yiyor olmamı oturtamıyordum. Hayvan yemeden yaşayabileceğim çok açıktı, ama ben hayvan yedikçe onların da yaşayamayacağı çok açıktı. (Şimdilerde liberteryenim ve liberteryen olduğum için artık daha geçerli argümanlarım var.)

Burada önemli bir ayrım bende çok etkili oldu. “Tutarlılık”. LGBTİ+ bir birey, feminist bir kadın ve sosyalist bir hak mücadelecisi olarak sözümün tutarlı olması benim için çok önemli bir yere denk düşüyordu. Hayvan yediğim müddetçe tutarlı değildim. Bu mantığı kurduğum gibi vegan olduğumu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Benim gibi empati yoksunları için bu o kadar kolay değil. Ama 2012 yılında son derece sakin ve acelesiz bir şekilde “Ben vegan olacağım.” demiştim.

2) Vegan Olmaya Karar Vermek

Balığı, tavuğu, süt, peynir, yoğurt ve türevlerini ve yumurtayı çok seven biri olarak vegan olmaya karar vermek benim için çok zordu. En başta bunu yapabileceğime inanmıyordum. Fakat kendime şunu söyledim. “Evet, vegan olmaya karar verdin, ama bunu hemen yapmak zorunda değilsin. Sadece ufak adımlarla başla.” Karar vermek ama hemen uygulamak zorunda olmamak üzerimdeki gerginliği aldı. Böylece artık vegan yaşama adım atmış oldum. Yıl 2012’ydi.

3) Küçük Adımlar ve Kararlılık

Benim gibi empati yoksunları için motivasyon bulmak zor. Benim en büyük motivasyonum kendime “Evet artık bu yoldasın.” demem oldu. Yolun farkındaydım. Bu bir iç huzur sağladı. Bu düşünce hayvanlarla empati kurabildiğim ufak noktaları keşfedip; “Bu düzenin içinde kalmayı reddediyorum.” dememe de yol açtı. Ben sömürüye, şiddete ve baskıya karşı biri olarak, belki de en fazla hak ihlalinin yapıldığı bir alanda tuzum olsun istemiyordum. Bu nedenle hayatımdan hayvansal ürünü parça parça çıkarmaya karar verdim. Önce kırmızı eti, sonra tavuğu, sonra balığı bıraktım. (Sıra herkes için değişebilir. Belki siz önce peynir yemeyi bırakacaksınız.) Süreç tam 1 sene sürdü. Hiçbir zaman acelem olmadı.

4) Veganlıkla İlgili Belgeseller

Bu belgesellerin bir kısmı sağlığa bir kısmı ise empati duygumuza vurgu yapıyor. Ne yazık ki ikisi de beni motive etmeye yetmedi. Yine de söz konusu belgeselleri izlemenizi tavsiye ederim. Belki siz benim gibi değilsinizdir ve sizin için motive edici olurlar.

Benim etkilenmememin en temel nedeni en başta bahsetmiş olduğum empati yoksunluğuydu. Et gördüğümde üzülmüyordum, hayvanlara yönelik işkence görüntüleri beni üzüyordu, ancak vegan olabilecek kadar üzülmüyordum ya da sağlığıma zaten o kadar da önem vermiyordum. Bir şekilde veganlıkla ilgili belgeseller beni yakalayamadı. Bence herkeste farklı etkiler yaratabilecek yapımlar bunlar. Şu linkten veganlıkla ilgili belgesellere ulaşabilirsiniz.

5) Sosyalleşme ve Hayvansal Gıda Tüketimi

Hayvansal gıda ile sosyalleşmek arasında direkt bir ilişki var. Dışarıdaki yiyeceklerin çoğunda et ya da hayvansal gıda var. Bir de toplumsal baskı var. Et yemiyor olduğunuz için aşağılanabilirsiniz. Dışarıda yiyecek bir şey bulmakta zorlanabilirsiniz. İşte bu nedenle biz empati yoksunları için veganlaşmak uzun bir süreç. Bu süreçte sosyalleştiğiniz zamanlarda alternatif yiyeceklere yönelebilirsiniz. Belki evde et yemezken, dışarıda yiyebilirsiniz. Bence buradaki asıl mesele veganlaşma yolunda olduğunuzun bilincinde olarak, bu alışkanlıkları bırakmak için kendinize alternatifler üretmeniz.

6) Eti, Süt Ürünlerini ve Yumurtayı Çok Sevmek

Etten/süt ürünlerinden/yumurtadan asla vazgeçemem ya da bunları çok seviyorum diyorsanız size birkaç şey önereceğim. Öncelikle hayvansal ürünleri bırakmaya karar verebilir ve bunu çok yavaş yapabilirsiniz. Bu süreçte hayvansal gıdayı azaltabilirsiniz. Belki hiçbir zaman hayvansal gıdayı bırakmayacağınızı düşünüyorsunuz. İşte o zaman ciddi ciddi hayvansal ürünleri azaltmanın yollarını aramanızı tavsiye ederim. Bu konuda bazı veganlar çok katılar. Ama gerçekten hiçbir şekilde hayvansal gıdayı bırakamayacağını düşünen ancak hayvanlara da üzülen biriyseniz neden böyle bir adım atmayasınız?

Et yiyin, et yerken sorgulayın. Tabağınızdaki et ile bu etin kaynağı hayvanların endüstriyel “üretim” sürecinde geçirdikleri kısacık yaşamlarında çok fazla işkenceye maruz kalmaları ve öldürülmeleri arasındaki ilişkiyi kavrayın. Tabağınızdaki süt ve süt ürünleri ile süt üretim süreçlerinde öldürülen ve/veya annelerinden koparılan buzağılarla, daha fazla süt üretmek için vücutlarında yaralar açılan, sürekli doğurmak zorunda bırakılan inekler arasındaki ilişkiye kulak verin. Yumurta üretiminin aslında hiç masum olmadığını, doğan erkek civcivlerin öldürülüyor olduğunu kavrayın. Bu kavrayışın uzun edimli de olsa sonucunun veganlığa adım atmak olduğunu düşünüyorum. Et yemeyi veya hayvansal gıda tüketmeyi azaltın. Belki eti bırakamıyorsunuz ama süt ve süt ürünlerini veya yumurta yemeyi bırakabilirsiniz. Nereden başlayacağınız tamamen size bağlı.

7) “Herkesin” Veganlık Yolu ve Et Yemenin Utanılacak Bir Şey olması

Bu ifadeler vegan olmayan ve vegan olmak istemeyen insanlara saldırganca gelebiliyor. Neden et yemekten utanayım ki diyor olabilirsiniz. Utanma duygusunun iki yönü olduğunu düşünüyorum. Birincisi birilerine karşı utanmak, ikincisi kendimiz için utanmak. Et yemekten utanmak bence kendi içimizde çözmemiz gereken bir şey. Kendi içimizde bu utancı yaşamamız, bunun hakkında düşünmemiz gerekiyor. Elinizin tersiyle veganları ya da bitkisel beslenmeyi itmeyin. Bu konu hakkında düşünmeye, utanmaya ve adım atmaya davet ediyorum sizi. Üstelik veganlık yalnızca beslenme ile ilgili değil. Kozmetikten giyime, temizlik malzemelerinden aldığımız diğer tüm ürünlere dek vegan alternatiflere yönelebilirsiniz. Bir ürünün içinde hayvansal içerik olmaması o ürünü vegan yapmak için yeterli değil. Markaların aynı zamanda hayvan deneyi yapmamaları gerekir. Hayvan deneyleri konusunda oluşabilecek bir farkındalık veganlık yolunda ilk adım olabilir.

Herkes bir köşesinden, ucundan veganlık yoluna girebilir. Belki siz hayvan deneysiz temizlik malzemeleriyle başlarsınız, belki bir başkası deri kullanmayı bırakarak başlar. Ama veganlık nihai sonuçlarının da olduğu bir yol. Bu yazıda ben sizin vegan olmanızı istemiyorum. Sizin veganlık yoluna girmenizi ve buna açık olmanızı istiyorum.

8) Peki Nasıl Vegan Oldum?

Vegan olmam vejetaryen olmamdan çok daha zor oldu. Süt ve süt ürünlerini ve yumurtayı bırakamıyordum. Vegan olabilmem tam 7 yıl sürdü. Benim hikayem bir başarı hikayesi değil, çünkü çok uzun yıllar veganlığın çok çok zor bir şey olduğuna kendimi inandırdım. Defalarca denedim ve en ufak yanlışımda veganlığımın bir oruç gibi bozulduğunu düşündüm. Endişeyle hayvansal ürünlere geri döndüm. Oysa tek yapmam gereken şey eti bırakırken yaptığım gibi adım adım gitmekti, ama bence ben veganlık yoluna girmemiştim. O yola girmeye hazır değildim. Her zaman, bir gün vegan olurum, diyordum ama bunun için adım atmıyordum. Belki de 1 sene içinde vegan da olabilirdim, ama bunu istemedim dostlarım. Bu yola girmeye korkuyordum. Sonuç olarak bu yıl sonunda vegan olmaya karar verdim ve bu yola girdim. Şu an, ben artık bir veganım, diyebiliyorum, tamamen vegan beslenmesem de. Bazen nadir de olsa hayvansal gıda tüketsem de.

9) Sözün büyüsü: “Ben vegan oldum.”

“Önce söz vardı.” değil mi? Eğer bu yola girmeye karar verdiyseniz, daha bunun için adım atmadan bunu herkese duyurun. Ailenize, sevdiklerinize, sosyal medyaya vegan olduğunuzu haykırın. Arkadaşlarınızı bilgilendirin. Neden oldun, diye sorduklarında onlara kendi argümanlarınızı, motivasyonlarınızı anlatın. Siz anlattıkça o yol güçlenecek. Siz kendinizi vegan olarak tanımladıkça ve anlattıkça aslında bir kimlik oluşturacaksınız, vegan kimliğiniz güçlenecek. Kendinizi hatalarınızla yargılamayın. Belki bazı şeyleri her zaman eksik yapacaksınız ve evet aslında tam yapmamız en güzeli ama eğer yapabildiğiniz şeyler buysa sizden bunu yapmanızı istiyorum.

10) Bugün Dünya Vegan Günü

Bugün vegan olmak için güzel bir gün. Belki bugünden itibaren tek seferde vegan olabilecek iradedesiniz, belki vegan olmak istiyorsunuz ama bu yavaş yavaş olacak. Belki et yemeyi çok seviyorsunuz ama veganları etik olarak haklı buluyorsunuz. Bugün o gün olabilir. Bugün, kendinizi veganlık yoluna verdiğiniz, bunun için adım attığınız, o küçük değişikliği yaptığınız gün olabilir. Geleceğin vegan olduğunu düşünüyorum. Bir asır önce insanlar siyahi oldukları için her türlü kötü muamele ile karşılaşabiliyorlardı. İnsanları satmak ya da satın almak doğaldı. Canları pahasına köle olarak çalıştırılıyorlar ve öldürülebiliyorlardı. Dahası insanların özgürlüklerini ve haklarını alabilmeleri için diğer insanları ikna etmeleri gerekmişti. ,Bugün artık hayvan hakları kuramları önem kazanıyor. Veganlık bir heves olarak var değil, köleliğe karşı ayaklanan insanların dayandığı etik tutatlılıkla kendini dayatıyor. Geleceğe kulak verin, onu veganlaştırın. Tutarlı olmak, bunu gerektirir.

Görsel: Spirited Away, Hayao Miyazaki.

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir