Yazının 19 Kasım 2019’da Aeon’da yayımlanan orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz. Çeviren: Mete Han Gencer. Görsel: Monika Jia Rui.

Aseksüellik karmaşık bir şey değil. Bir hastalık değil. Otomatik bir travma göstergesi değil. Bir davranış değil. Bir seçimin sonucu değil. Bekaret yemini veya “kendimizi sonraya saklıyoruz” tarzında bir ifade değil. Direkt dindar olduğumuz anlamına gelmiyor. Saflığımızı veya ahlaki üstünlüğümüzü belirtmek için kendimize aseksüel diyor da değiliz.

Amip veya bitki değiliz. Cinsiyetimiz hakkında kafamız karışık olmak zorunda değil. Gey karşıtı, heteroseksüel karşıtı veya herhangi bir cinsel yönelim karşıtı değiliz. Kadın, erkek, herhangi başka bir cinsiyetin veya bütünüyle cinselliğin karşısında yer almak zorunda değiliz. “Bir dönemden geçiyor olduğumuz”, “bir trendi takip ettiğimiz” veya “isyankar olmaya çalıştığımız” otomatik olarak doğru değil. Erdemlilik taslamaya çalışmıyoruz. Uygun bir partner bulamadık diye kendimize aseksüel diyor değiliz. Yakınlıktan korkuyor olduğumuz zorunlu olarak doğru değil. Kimsenin bizi “düzeltmesini” de beklemiyoruz.

Aseksüel yazar ve aktivist Julie Sondra Decker’ın “The Invisible Orientation” (2014) kitabından.

Tanımlar bazen dediklerinden çok demediklerini açığa çıkarır. Aseksüelliği düşünün mesela. Aseksüellik standart olarak diğer insanlara karşı cinsel çekim hissetmemek olarak tanımlanır. Bu tanım çelişkiye düşmeden aseksüel insanların çekimin diğer türlerini hissedebilmesinin mümkün olduğunu söyler: cinsel uyarılma, cinsel fantaziler, mastürbasyon, diğer insanlarla seks yapmak veya romantik ilişkiler kurmak.

Bu akademik bir olasılık veya kötü bir tanımın hatası değildir. Birçok aseksüel insanın yaşamı tam olarak bu şekildedir. Örneğin, Aseksüellik Görünürlüğü ve Eğitimi Ağı (AVEN), bazı aseksüel insanları “seks-olumlu” olarak tanımlar. Bu, cinsel aktivitelerden fiziksel veya duygusal zevk almanın yollarını aramaya açık oldukları ve zevk almaktansa vermenin onları mutlu edebileceği anlamına gelen bir terim. Benzer şekilde, aseksüel insanların yalnızca dörtte biri romantik bir hayatla hiç ilgilenmediklerini ve kendilerini aromantik olarak tanımladıklarını söylemektedir.

Bu gerçekler geniş ölçüde anlaşılmış değil ve aseksüellik henüz yeterince ciddiye alınmıyor. Fakat aseksüellikle ilgilenirsek hem romantik aşkı hem de cinsel aktiviteyi daha iyi kavrarız. Örneğin, romantik aşkın – erken aşamalarında bile – herhangi bir cinsel çekim veya aktivite içermek zorunda olmadığını görmekteyiz. Ayrıca, aseksüellik bize seksten birçok farklı şekilde zevk alınabileceğini hatırlatmaktadır.

Aseksüellik ve aşk arasındaki ilişkiye bakmadan önce aseksüelliğin ne olup olmadığını netleştirmek faydalı olacaktır. Aşağıdaki ayrımlar, aseksüel topluluklarda ve araştırma kültüründe genel olarak kabul edilmektedir.

Aseksüel insanlar, popülasyonun yaklaşık yüzde 1’ini oluşturmaktadır. Cinsel çekim hisseden allo-seksüellerin aksine, aseksüel insanlar birine/bir şeye karşı cinsel olarak yönelmemektedir. Cinsel çekim, cinsel arzudan, cinsel aktiviteden veya cinsel uyarılmadan farklıdır. Cinsel arzu, cinsel zevk alma dürtüsüdür ama bunun belirli biriyle yapılması gerekmez. Cinsel aktivite, zevkli uyarımlara ve orgazma erişmek için yapılan uygulamaları ifade eder. Cinsel uyarılma, cinsel arzu veya aktivite beklentisi veya girişimi sonucu bedenin verdiği tepkidir.

Çekim, arzu, aktivite ve uyarılma her zaman bir paket halinde gelmez. Örneğin, Heloise, Abelard’ı cinsel açıdan çekici bulmasına rağmen onunla seks yapmak istemeyebilir. Alternatif olarak, onunla seks yapmak isteyip dini sebeplerden ötürü bekar kalmayı da tercih edebilir. Bunun aksine, Abelard, Heloise’i cinsel açıdan çekici bulmamasına rağmen onunla seks yapmak isteyebilir (belki ona zevk vermek veya çocuk sahibi olmak için). Onu çekici bulup onunla seks yapmak istemesine rağmen uyarılma konusunda sorunlar yaşaması da mümkündür.

Bazıları için aseksüel insanların cinsel arzu deneyimliyor olduğu, partnerleriyle seks yaptıkları ve/veya mastürbasyon yaptıkları şaşırtıcı olabilir. Fakat durum budur. Cinsel çekim, cinsel arzunun bir ön koşulu değildir. Bu deneyimler hakkındaki araştırmalar, arzuya dair anlayışımızı genişletmemize yardım etmektedir. Örneğin, aseksüel insanların mastürbasyon deneyimleriyle ilgili bir araştırmaya göre, bazı durumlarda onların arzusu “yönlendirilmemiştir”, yani kimseye odaklanmamıştır. Aseksüel insanlar diğerleri hakkında fantazi kurduğunda hayalleri genellikle spesifik insanlardan çok soyut, romantik senaryolara odaklanmakta veya birinci kişi gözünden olmayan bir şekilde geçmektedir. Örneğin, biri AVEN forumlarından birine aseksüel insanların mastürbasyon yaparken ne düşündüğü hakkında şöyle yazmıştır: “sahneler hep üçüncü kişi gözünden yaşanıyor; kafamda aşağı yukarı bana benzeyen ama benden ayrı tipik bir erkek karakteri oluyor ve aktiviteye o dahil oluyor. Ben olan bitenin zihinsel izleyicisi oluyorum.” Başka biri şöyle yazmıştır: “Ben neredeyse her zaman hayali karakterleri düşünüyorum. Düşüncelerim hiçbir zaman tanıdığım insanları ve kendimi içermedi.” Bu, Ontario’daki Brock Üniversitesi’nde aseksüellik araştırmacısı olan Anthony Bogaert’i “autochorissexualism” (kimliksiz cinsellik) terimini literatüre kazandırmaya teşvik etmiştir.

Aseksüellik, kişinin kimliğinin nispeten sabit, seçilmemiş özelliklerden biridir.

Bazı aseksüel insanlar alışılmadık türde olsa da bir cinsel arzu hissettiği için ve seks yaptıkları için aseksüelliğin cinsel arzuya dair sözde hastalıklardan biri olduğu düşünülmemelidir. Bunlardan biri cinsel isteksizlikleri sebebiyle strese giren insanların sahip olduğu düşünülüen hipoaktif cinsel arzu bozukluğudur. Elbette, bu, aseksüel insanların cinsel çekim hissetmiyor olmalarının onlara streslendirmeyeceği anlamına gelmemektedir. Şüphesiz ki bazıları bunu sosyal açıdan kısıtlayıcı da bulacaktır. Ancak Urbana-Champaign’deki Illinois Üniversitesi’nde araştırmacı olan Andrew Hinderliter’ın dediği gibi, “aseksüel topluluğunun büyük amaçlarından biri, aseksüelliğin insan cinselliği varyasyonunun “normal” bir parçası olarak görülmesi ve tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlık olarak görülmemesidir.”

Kalıcı doğasından ötürü aseksüellik genel olarak bir cinsel yönelim olarak görülür (Cinsel yönelim eksikliği olarak görülmemektedir çünkü bu, aseksüelliğin bir eksiklik olduğu anlamına gelir ve pek çok aseksüel insan böyle görülmek istenmez). Biseksüel olmak, hem erkeklere hem kadınlara karşı cinsel çekim hissetmektedir; aseksüel olmak ise kimseye karşı cinsel çekim hissetmemektedir. Aseksüelliğin, kişinin kimliğinin nispeten kalıcı, seçilmemiş özelliklerinden biri olduğuna dair – tıpkı biseksüellik gibi – deneysel kanıt mevcuttur. Bogaert’in ifade ettiği üzere, insanlar kendilerini ancak hiç kimseye karşı cinsel çekim hissetmiyorlarsa aseksüel olarak tanımlamaktadır. Libidosu azalan veya seks yapmamayı tercih eden insanlar aseksüel değildir. Aseksüellik bir cinsel yönelim olduğu için bir aseksüel bakireden veya bir arzu rahatsızlığı olan bir aseksüel insandan bahsetmek saçma değildir. Birinin aseksüel olduğunu bilmek, o kişinin cinsel yönelim şeklini anlamaktır; kişinin cinsel arzusu olup olmadığını veya seks yapıp yapmadığını öğrenmek değildir. Aynısı herhangi başka birinin cinsel yönelimini bilmek için de geçerlidir: cinsel yönelim tek başına ele alınırsa bize arzu, uyarılma ve aktivite hakkında çok az şey söylemektedir.

Birinin cinsel yönelimini bilmek bize onun cinselliğe yönelik daha geniş tavırları hakkında da çok az şey söylemektedir. Bazı aseksüel insanlar, cinsel aktiviteden pek zevk almamaktadır. Bazı aseksüel insanlar, allo-seksüel insanlar gibi, seks fikrini genel olarak itici bulmaktadır. Diğerleri kendilerinin sekse dahil olması fikrini itici bulmaktadır; bazıları seks hakkında tarafsızdır; yine de belirli bağlamlarda ve belirli sebepler doğrultusunda seks yapanları bulmak mümkündür; mesela, bir partnere zevk vermek için; birine yakın hissetmek için; rahatlamak için; akıl sağlıkları için vb Örneğin, şu an Cambridge Üniversitesi’nde olan sosyolog Mark Carrigan, kendisine bir görüşmede şunu söylemiş olan Paul isimli bir aseksüeli alıntılamaktadır:

Aseksüel olmayan bir insanla ciddi bir ilişkide olsaydım, seks yapmamın sebebi büyük ölçüde o insanı tatmin etmek veya ona istediğini vermek olurdu. Bu istemeden yaptığım bir şey olmazdı. Bunu onun için yapıyor olurdum ama sırf o istiyor diye değil ayrıca bu sembolik birliktelik olayı için.

Cinsel çekim hissedenlerle hissetmeyenlerin arasındaki ayrım, romantik çekim hissedenlerle hissetmeyenlerin (aromantiklerin) arasındaki ayrımın ötesine geçmektedir. Aromantik insanlar diğerlerine karşı romantik bir çekim hissetmez ve genel olarak romantik ilişkiler sürdürmeyi istemez. Ancak bu bağlılıktan kaçındıkları anlamına gelmek zorunda değil. Bazıları bir QPR (queer/platoniğimsi) ilişki sürdürmeyi tercih ediyor ve bu ilişki türünde “geleneksel” romantik beklentiler değil farklı bir yoldaşlık ve bağlılık bulunuyor. 2014’te AVEN’in yaptığı bir anket, aseksüel insanların %25.9’unun kendilerini aromantik olarak tanımladıklarını buldu. Diğer çok aseksüel insan romantik ilişkilere açık olduklarını ve romantik bir yönelimleri olduğunu belirtti. Kendilerini heteroromantik, homoromantik, biromantik ve diğer farklı şekillerde tanımladıklarını bildirdiler. Yani, aseksüel insanlar farklı veya aynı cinsiyetteki insanlara karşı veya birden fazla cinsiyete karşı romantik bir seçim duyabilmektedir. Benzer şekilde, aseksüel insanlar, tek eşli olmayan ilişki biçimlerini allo-seksüel insanlarla benzer sebeplerden ötürü tercih edebilirler.

Değinilmesi özellikle önemli olan nokta şudur: Ne aseksüellik ne aromantiklik diğer kişilerarası çekim çeşitlerini imkansız kılmaktadır. İnsanlara karşı cinsel veya romantik çekim hissetmeden onları zeki, komik, güzel veya şen şakrak bulabilir ve bu temelde onları karşı bir çekim hissedebilir, bu özellikleri taşımayanlara karşı da kayıtsız kalabiliriz.

Diğer aşk türleri gibi, romantik aşk, sevilen kişinin refahını umursamayı içerir. Bu, ideal olarak, eşitler arasındaki karşılıklı bir aşk türüdür. Ailevi sevgiden farklıdır çünkü selektif bir yanı vardır – romantik partnerlerimizi biz seçeriz – ve yine hem ailevi hem arkadaşça sevgiden farklıdır çünkü aynı anda sadece birkaç insanı romantik olarak sevebiliriz (Çokaşklılığın savunucuları olsa da – örneğin, Carrie Jenkins’in şu makalesi – insanlar genellikle sadece bir veya az sayıda romantik partnere sahiptir). Ailevi sevgiden farklı olduğu başka bir konu da çok daha koşullu olması ve bitmeye çok daha elverişli olmasıdır. Yine de, romantik sevgi oldukça kuvvetlidir – iyi romantik aşıklar karşılaştıkları ilk problemde birbirlerini terk etmezler. Ayrıca, genellikle irademizin dışında gerçekleşen bir şeymiş gibi hissettirir, kontrolümüzde olmayan ve sarhoş edici bir şeymiş gibi. Son olarak, romantik aşk, bir fiziksel ve duygusal yakınlık arzusu ve hayatı bir şekilde sevilen kişiyle paylaşma arzusu içerir.

Zorlandıklarında insanlar bazı durumlarda seks olmadan romantik aşkın olabileceğini kabul edebilirler. Örneğin, söz konusu durumlarda insanlar bir rahatsızlık dolayısıyla fiziksel olarak seks yapamıyor olabilir; yaş sebebiyle veya azalan libido sebebiyle artık seksle ilgilenmiyor olabilirler. Ancak hem felsefi literatürde hem de toplumun geniş bölümünde önde gelen varsayım, romantik aşkın mutlaka bir cinsel tarafı olması gerektiği ve cinsel çekim ve aktivitenin yokluğunda bir şekilde eksik olduğudur. 2016’daki bir Pew Research Center araştırması, ankete cevap veren insanların %61’inin iyi bir cinsel ilişkiye sahip olmanın başarılı bir evlilikte çok önemli olduğunu düşündüğünü ortaya çıkardı.

Tıpkı “normal” bir ilişki gibi. Tek fark, uyumak için yatağa gittiğinizde daha az elleşme yaşanıyor.”

Cinsel aktivitenin genellikle romantik aşkı diğer sevgi ve umursama türlerinden, özellikle arkadaşlıktan, ayırdığı söylenir. Gerçekten de, romantik aşka bazen “erotik aşk” veya “cinsel aşk” denir. Evliliklerin cinsel bir ögesi olacağı beklentisi ise hâlâ evlilik hukukunda yazılı bulunmaktadır. Birleşik Krallık’ta, tamamına erdirilmeyen evlilikler “iptal edilebilir” sayılmaktadır. Romantik aşk için “varsayılan durum” seks içermesidir. Dolayısıyla, romantik partnerinizin sizinle seks yapmasını beklemek makul gelmektedir. Hatta eğer ortada bir cinsel öge olacağına dair bir ihtimal yoksa ilişkiyi bitirmek akla yatkın durmaktadır. Dahası, düzenli seks genellikle sağlıklı bir ilişkinin göstergesi olarak görülmektedir. Seks eksikliği ise ilişkideki diğer problemlerin habercisiymiş gibi düşünülmektedir. Bunun sebebi, muhtemelen seksin genellikle yakınlığın en yoğun veya en tam hali olarak düşünülmesidir. Fakat aseksüelliğe baktığımız zaman cinsellik içermeyen bir romantik aşkı eksik saymak için bir sebep olmadığını görmekteyiz.

Bazı örnekler aseksüel romantik aşkın neye benzeyebileceğini anlamamıza yardımcı olabilir:

Daha önce aşık oldum. Rüyalarımı fethetti. Düşüncelerimi ele geçirdi. Onunla saatlerce konuşurdum. Onu hatırlatan bir şey görünce gülümserdim. Söylediği bir şeye günlerce gülerdim. Her anımı onunla geçirmek istiyordum. Ortada sır yoktu. Gözümü kapattığımda onu görüyordum, gittiğinde dokunuşunu hissediyordum, meltemde saçını kokluyordum, sessizlikte sesini duyuyordum. O benim her şeyimdi. Yalnızca onunla sevişmek pek ilgimi çekmiyordu.

Asexuality: A Brief Introduction” (2012) kitabından.

Tıpkı “normal” bir ilişki gibi. Tek fark, uyumak için yatağa gittiğinizde daha az elleşme yaşanıyor. Hâlâ birbirinizi seviyorsunuz ve birbirinizin güzel ve şirin olduğunu düşünüyorsunuz. Hâlâ sarılıp birbirinize sevgiyle dokunuyorsunuz, mutlu mutlu öpücükler saçıyorsunuz ve birlikte zaman geçirmeyi dört gözle bekliyorsunuz. Hâlâ birbirinize yardım ediyorsunuz ve randevulara çıkıyorsunuz. Hâlâ birlikte geçireceğiniz hayatın hayalini kuruyor ve bulaşıkları kimin yıkaması gerektiğine dair tartışıp duruyorsunuz. Hâlâ birbirinizin mutluluğunu ve acısını paylaşıyor, yapabileceğinizin en iyisini yapmak için birbirinizi cesaretlendiriyor ve işte geçen kötü bir gün ardından empati kuruyorsunuz. Hâlâ birbirinize küçük şakalar yapıyor veya küçük fedakarlıklar yapıp birbirinizi gülümsetiyorsunuz. Hâlâ biraz erken uyanıp partnerinizin uyuyuşunu izliyor ve sessiz sabahta huzur ve hayranlık hissediyorsunuz. Gerçekten, cinsel eğilimleri ve genital tokuşturmayı bir kenara bırakırsak ortada pek bir fark olduğunu sanmıyorum.

Reddit’teki başlıklardan birinde 2018’de yapılan bir yorum.

Bu tasvirler, bazı aseksüel insanların romantik ilişkilerin cinsel olmayan tüm taraflarının zevkini çıkardığını açıkça gösteriyor. Yani, karşılıklı olarak birbirlerini umursamayı seçen insanlar olarak koşullu olsa da sapasağlam ve sarhoş edici bir ilişkiden hoşlanabiliyorlar. İlişkinin cinsel olmayan bu taraflarının samimi olarak deneyimlendiği de açık gözüküyor: Deneyim tasvirlerinde başka bir insan ön plana alınıyor. Aseksüel aşkın bu örnekleri aşikar bir şekilde “eksik” gözükmediği için (özellikle de umursamadan ve duygusal samimiyetten yoksun cinsel ilişkilerle karşılaştırılınca) romantik aşkı romantik yapan şey seksten farklı bir şey olmalı.

Bu yazıda bu bileşenin ne olduğunu detaylıca açıklamak için yeterince yerimiz yok. Fakat aseksüel romantik yakınlığın tasvirleriyle ilgili ilginç olan şey, bedensel yakınlığı ve aşinalığı vurgulamaya devam etmeleridir. Yukarıdaki tasvirlerin gösterdiği gibi, romantik yakınlığı oluşturan şeyler yalnızca güven, ortak planlar veya aynı yerde yaşamak değil. Bunlarla birlikte vurgulanan şey, diğer insanla girilen bir çeşit bedensel yakınlık ve bunun sonucunda gelen aynı dünyayı paylaşıyor olma hissi: partnerlerini düşünmeleri, kokularını hatırlamaları, yokken bile oradaymış gibi hissetmeleri ve bunun gibi şeyler. Heidelberg Üniversitesi’ndeki psikiyatrist ve felsefeci Thomas Fuchs’un “paylaşılan kişilerarası bedensellik” dediği bu deneyim, “etkileşimle ilgili ortak alışılmışlıklara dayanan ve karşılıklı bakışlar, konuşmalar, dokunuşlar, kabullenmeler, erotik ve cinsel karşılaşmalarla yaratılan bir şey – bu, romantik aşkta diğer yakın arkadaşlıklardan farklı şekilde bulunan, romantik aşkı diğer sevgi türlerinden cinselliğe başvurmak zorunda olmadan ayırabilen bir özellik.

Aseksüel romantizmin varlığı, romantik aşkla seks arasındaki varsayılan bağlantının zayıflatılması gerektiğini görmemizi kolaylaştırmaktadır. Fakat bazı aseksüel insanların zevk alarak seks yaptığını hatırlamak gerekir. Tanım gereği, aseksüel insanlar partnerlerine karşı cinsel çekim hissetmeden seks yapacaktır. İyi seksin nasıl olduğuna dair açıklamalar bunu dikkate almalıdır. Aseksüel insanların deneyimlerini ciddiye alırsak diğer çekim, arzu ve zevk türlerine yer verebildiğimiz, daha geniş bir “iyi seks” görüşünü desteklemek için sebebimiz var demektir.

Bir romantik ilişki bağlamında seks, samimi ve keyifli olmalıdır. Ama cinsel çekim gerekli midir? Bazıları karşılıklı çekimin iyi seksin gerekli bir parçası olduğunu çünkü çekim olmadan gerçek anlamda rızai seks yapılamayacağını düşünebilir. Rızanın kesinlikle her türlü iyi cinsel aktivitenin arka plan koşulu olduğuna katılmaktayız. Ancak kişinin başkasına karşı cinsel çekiminin cinsel aktivitenin rızai olup olmadığı sorusunu etkilediğini varsaymanın yanlış olduğunu düşünmekteyiz. Çekimin ne varlığı ne yokluğu aktivitenin rızai olup olmadığı konusunda belirleyici olabilir. Hatta, cinsel saldırı bazen karşılıklı çekimin olduğu ilişkilerde gerçekleşebilir ve gerçekleşmektedir.

Yine de, bir eleştirmen, çekim olmadan yapılan seksin, işin içinde rıza olsa bile, arzulanmayan türde bir seks olduğunu savunabilir. Yani, aseksüellerin yaptığı seksin rızai olsa da istemsiz olduğu iddia edilebilir. Arzulanmayan seksin birine zararlı olabileceğini düşünmek de makul duruyor. Buna cevap olarak, arzulanmayan seksin zararlı olabileceğini kabul ediyor ama, bununla birlikte, çekim içermeyen seksin de arzulanabilir olduğuna ve çekim içeren seksin de bazen arzulanmayabileceğine dikkat çekiyoruz. Örneğin, aseksüel insanlar, partnerleriyle yakın kalmak veya rahatlamak için seks yapabilirler. Cinsel çekim olmadan seks yapmak isteyebilirler. Bu problemli bir şey olmak zorunda değildir. Bazen seksin “kendi içinde arzulanması gereken bir şey” olduğu düşünülür fakat bunun ne anlama geldiği pek açık değildir. Konu hakkında ciddi biçimde düşünmeye başladığınızda seksin genellikle en azından kısmen zevk, yakınlık vb. için araçsal bir şekilde arzulandığını görebilirsiz.

Eleştirmenin bu konuyla alakalı bir endişesi daha olabilir: Allo-seksüel ve aseksüel insanlar arasındaki bir ilişkide, özellikle de ortadaki güç dinamikleri problemliyse, aseksüel insanın istemsiz seks yapma baskısı altında olması muhtemeldir. Buna cevap olarak, allo-seksüel ve aseksüel insanlar arasındaki ilişkilerde bazı zorluklar olabileceğini kabul ediyor fakat bu zorlukların aşılamaz olduğunu veya aseksüel insanın istemsiz seks yapmasını gerektirdiğini reddediyoruz. Bunun ötesinde, ilişkilerdeki eşitsiz güç dinamikleri neredeyse her zaman problemlidir ve hiç kimse hiçbir zaman istemsiz seks yapma baskısı altında bırakılmamalıdır. Son olarak, romantik ilişkilerin cinsel olması gerektiğini söyleyen toplumsal norm, hissedilen seks yapma baskısına katkıda bulunmaktadır. Bizim meydan okuduğumuz norm budur.

Eleştirmenimiz yukarıdakileri katılsa bile cinsel çekimin cinsel aktiviteyi samimi ve özel kılan şey olduğunda ısrar edebilir; cinsel çekim, ilişkideki diğer insanı cinsel aktivitenin merkezine koyan şeydir. Çekim olmaksızın diğer insanın kendisine özgü bireyselliği cinsel karşılaşmada merkezi öneme sahipmiş gibi görünmemektedir (Benzer bir argüman, cinsel çekimin genel olarak romantik aşktaki rolü için de verilebilir.)

İyi seksin çekim içerdiği fikri makul durmaktadır; biz sadece cinsel çekim içermesi gerektiği fikrini reddediyoruz.

Bu endişeye karşı basit bir cevabımız var: Cinsel bir karşılaşmada biriyle ilgilenmenin veya onu ön plana almanın birçok yolu vardır. Cinsel çekim, samimi seks için yeterli değildir çünkü biri cinsel çekim duyduğu biriyle güven, nezaket ve anlayış olmaksızın seks yapabilir. Cinsel çekim, sekste samimiyet için gerekli de değildir çünkü sözügeçen özellikler cinsel çekim yokken bile varolabilir.

Bu sonuç, aseksüel insanlar tarafından sıklıkla vurgulanan şu gerçekle desteklenmektedir: Cinsel çekim, ortada olan çekim türlerinden yalnızca biridir. Örneğin, Decker şöyle demektedir:

Ne cinsel ne romantik olan birçok çekim türü vardır. Bunlara estetik, hissel, entelektüel ve çeşitli duygusal çekim türleri dahildir. Bunlar birbirlerinden bağımsız olarak veya diğer çekim türleriyle bir ilişki halinde ortaya çıkabilir. Dahası, tüm bu ögeler yoğun, derin ve karmaşık olabilir.

Birine karşı gerçekten cinsel çekim hissetmeden onu güzel, ayartıcı, komik, karizmatik vb. bulabiliriz. Çekimin bu türleri, cinsel bir karşılaşmaya veya romantik bir ilişkiye sebebiyet vermek için ve diğer insanın ön planda tutulduğuna emin olmak için yeterinden fazladır. İyi seksin çekim içerdiği fikri makul durmaktadır; biz sadece cinsel çekim içermesi gerektiği fikrini reddediyoruz.

İyi seks özel bir cinsel çekim hissetmeyi gerektirmediği gibi zevkli seks de her zaman cinsel açıdan zevkli olmak zorunda değildir. Bazı aseksüel insanlar, cinsel zevke karşı kayıtsızdır ama başka sebeplerden ötürü seks yapmaktadır. Cinsel zevk, ancak cinsel aktiviteyle hissedilebilecek bedensel bir zevktir. Dikkatimizi aseksüelliğe vermek bize cinsel zevkin pek çok çeşidi olduğunu hatırlatmaktadır. Cinsel zevkin pek çok insan için genellikle seksin merkezi unsurlarından biri olduğu doğru olsa bile iki alakalı noktanın farkında olmak önemlidir: (1) bir aktiviteden alınan tüm zevkler, o aktiviteye özgü olmak veya onu karakterize etmek zorunda değildir ve (2) bir aktivitenin arzulanabilirliğini genellikle sadece o aktiviteyi karakterize eden zevklere bakarak değerlendirmeyiz.

Burada bir analoji faydalı olabilir. Mary, gurme olmamasına ve modern mutfağa karşı herhangi bir ilgi beslememesine karşın lüks bir restoranın açılış yemeğine katılmaktan büyük zevk duyabilir. Sebebinin basitçe kızının orada şef olması olması mümkündür. Yemeğin Mary’e mutluluk yaşatmasının sebebi gurur ve sosyalliktir ama yaşadığı mutluluk türü gastronomik bir mutluluk değildir. Bize göre, Mary’nin yemeğe gitmek istediğini ve bundan zevk alacağını söylemek oldukça makul duruyor. Yemekte olan şey cinsel aktivitede de geçerli: Biri, başka bir insanla seks yapmak isteyebilir ve o insana karşı hiç cinsel çekim hissetmemesine rağmen o seksten zevk alabilir (en azından, cinsel zevkin cinsel çekim içermesi gerektiği düşünülüyorsa durum böyle). Bu ayrım, seksin cinsel zevk içermeyen şekillerde de zevkli olabileceğini görmemize yardımcı olmaktadır.

Aseksüellikle ilgilenmek, aşk ve sekse dair anlayışımızı genişletmemizi sağlamaktadır. İlk olarak, romantik ilişkilerdeki aseksüel insanların deneyimleri, cinsel aktivitenin aşk ve samimiyet göstermek için gerekli olmadığını anlamamıza yardımcı olmaktadır. İkincisi ve daha ilginci, aseksüel insanların cinsel deneyimleri, çekim ve zevk kavramlarımızın oldukça kısıtlı olduğunu göstermeye başlamaktadır. Cinsel aktivitenin iyi olmasının bir sürü yolu vardır ve bunların hepsinin cinsel çekime veya cinsel zevke dayandığını söylemek yanlıştır. Bu varsayımlara meydan okumak önemlidir. Bu kadar yaygınlaşmaları, kısıtlı romantik aşk ve seks görüşlerinin oluşumuna neden olmuş ve esasen iyi ve zevkli olan romantik ilişkilerin ve cinsel deneyimlerin gereksizce ve acı verici bir biçimde sorgulanmasına yol açmıştır.

Görselle ilgili daha fazla bilgi için: https://www.monikajiarui.com

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir