Arşiv Bireyci Feminizm Okulu Çeviri Teorik

Feminist Epistemoloji – Bölüm 7: Pragmatizm ve Feminist Epistemolojiler

Bu seri, Internet Encyclopedia of Philosophy’de yer alan Feminist Epistemology girdisinin okunabilirliği artırmak için on bölüme ayrılmış halidir. Yazının felsefeci Marianne Janack’in yazdığı orijinali için ve yazıda atıf yapılan tüm referansları görmek için şu sayfayı ziyaret edebilirsiniz. Çeviren: Mete Han Gencer. Görsel: Hilal Güler, dijital kolaj.

Feminist pragmatik yaklaşımlar, şüphecilik problemini sahte bir problem olarak görmektedir. Fakat bunun sebebi, bir önceki bölümde gördüğümüz feminist erdem epistemolojilerinin problemi göz ardı etme sebebinden farklı olarak, Darwin ve diğer pragmatistlerin ortaya attığı fikirlerin bilginin neliği hakkındaki felsefi düşünüşte yarattığı büyük değişimdir. John Dewey ve William James gibi ilk pragmatistler, epistemolojik tartışmalarda kullanılan bazı kilit terimlerin bir revizyondan geçmesi gerektiğini zaten fark etmişlerdi. Bunlara “duygu” veya “arzu”ya zıt şekilde konumlandırılan “inanç” terimi, doğruluk ve referansla ilgili meseleler ve inanç ve bilginin temsili teorileri dahildir. Bunların hepsi pragmatist düşünürlerce radikal bir biçimde yerinden oynatılmıştır. Yirminci yüzyılda Richard Rorty’nin bu tema üzerine yaptığı çalışmalar, onu epistemolojinin öldüğü ve hatta felsefenin onsuz daha iyi olduğu fikrine kadar götürmüştür.

Feminist pragmatistler, bilgiye ilişkin konularda çalışmaya devam etseler de epistemolojiye yönelik bir çekimserliği paylaşmaktadırlar. Ancak Charlene Haddock Seigfried (1996) gibi teorisyenler, epistemolojinin feminist epistemologların işine yaramayan birçok terime sıkı sıkıya bağlı olması durumunun feminist epistemologları epistemoloji dışında bir şeyler yapıyorlarmış gibi bir konuma soktuğunu iddia etmektedir.

Feminist pragmatizmin kendine has bir doğallaştırılmış epistemoloji türü vardır ancak bu, feminist epistemik erdem teorilerindeki natüralizm gibi, bilişsel psikoloji ve nörobilime indirgemeye karşıt olan bir natüralizmdir. Feminist pragmatizmin natüralizmi, feminist epistemik erdem teorilerine benzer şekilde, işe günlük deneyimde karşılaşılan ortak bilgi problemlerine odaklanarak başlamaktadır. Bilgi ve bilginin problemleri diğer sosyal problemler nasıl ortaya çıkıyorsa öyle, yani hayatı düzeltmenin ve geliştirmenin fırsatları olarak, ortaya çıkmaktadır.

Pragmatist feminist yaklaşımlar için epistemik temel zihin veya bedenden ziyade organizmadır. “Deneyim” duyusal durumlardan daha karmaşıktır çünkü organizmalar o yolla dünyayla etkileşime girmektedir. Dünya, sadece nesneleri değil aynı zamanda sosyal kurumları, ilişkileri ve politikayı da içermektedir. Bunun bir sonucu olarak, bilgi arayışı her zaman değerlerle, politikayla ve bedenlerle dolu olmak durumundadır.

Dolayısıyla, bilginin pragmatist feminist açıklamalarıyla epistemolojinin natüralist açıklamaları arasında pek çok benzerlik vardır. Lakin feminist pragmatist teorilerde kullanılan bilim fikri, analitik felsefe geleneğinde bahsi geçen bilim değil Charles Sanders Peirce, William James ve John Dewey tarafından tarif edilen bilimdir. Elbette Peirce, James ve Dewey’in bilimi tarif etme şekillerinde farklılıklar bulunmaktadır; ancak bilim anlayışlarının temelinde insani değerler ve çabalarla sarılı bir dünyayla etkileşime girme çabası olduğu rahatlıkla söylenebilir. Feminist pragmatist epistemolojiler, bu bilim anlayışını benimsemekte ve bilimin özgürleştirici ve sosyal problemleri düzeltici bir görevi olduğunu vurgulamaktadır.

Sonuç olarak, feminist pragmatik epistemolojiler bilgiye ulaşma çabalarımızı özgürleştirici olma dürtüsüyle uyumlu hale getirmeye çalışmakta ve bunu yaparken de evrimsel teoriden, hümanistik empirik psikolojiden ve hem materyal hem sosyal bir dünyada bilgi arayışında olan bir organizma olarak gördüğü bilen özne anlayışından yararlanarak bilgi problemlerini yeniden tanımlamaktadır.

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir