Arşiv Bireyci Feminizm Okulu Çeviri Teorik

Feminist Epistemoloji – Bölüm 6: Feminist Epistemik Erdem Teorisi

Bu seri, Internet Encyclopedia of Philosophy’de yer alan Feminist Epistemology girdisinin okunabilirliği artırmak için on bölüme ayrılmış halidir. Yazının felsefeci Marianne Janack’in yazdığı orijinali için ve yazıda atıf yapılan tüm referansları görmek için şu sayfayı ziyaret edebilirsiniz. Çeviren: Mete Han Gencer. Görsel: Hilal Güler, dijital kolaj.

Epistemik erdem teorileri, genellikle epistemolojinin ve erdem teorisinin bir araya geldiği noktalara odaklanmaktadır. Bu teorilerin feminist versiyonları ise cinsiyetin ve güç ilişkilerinin hem değer teorisi hem de epistemolojiyle buluştuğu noktalara ve özellikle de öznelerin bilgi iddiaları, güç ilişkileri ve değer teorisinde nasıl inşa edildiğine odaklanmaktadır.

Feministlerin felsefe tarihi üzerine yaptığı çalışmalar, epistemik erdemi neyin oluşturduğuna dair varsayımların, özellikle de erdemlerin akıl ve nesnellik içermesi gerektiği varsayımının eleştirilerini ortaya koymuştur. Bordo’nun (1990) ve Lloyd’un (1984) çalışmaları, “erkekliğin” ve “kadınlığın” ikiliklerle dolu olduğu varsayılan kavramsal ilişkilerin felsefe tartışmalarında nasıl bir görev aldığını incelemektedir. Bu varsayılan ikiliklere örnekler şunlardır: akıl/akılsızlık, mantık/duygu, nesnellik/öznellik ve evrensellik/özellik.

Felsefe tarihinden yararlanılarak yapılan bu eleştiriler, feministlerin epistemik erdemleri yeniden şekillendirme çabaları için bir zemin hazırlamıştır. Öyle ki, felsefenin “imgesel” olan kısmıyla veya irrasyonellikle ilişkilendirildiği için epistemik erdem analizinden çıkarılan şeyler feministlerin bu çabalarıyla göz önünde bulundurulmaya başlanabilecektir.

Lorraine Code’un (1987, 1991, 1995, 1996) çalışmaları, diğer birçok şeyle birlikte, tanıklığın, dedikodunun ve kimliklerin inşasında rol alan duygusal ve politik ilişkilerin epistemik açıdan önemli olduğunu ileri sürmektedir. Code ve bu alanda çalışan diğer feministler, sosyal ve politik güçlerin epistemik otoriteler ve rasyonel eyleyiciler olarak kimliklerimizi nasıl şekillendirdiğine ve bunun bir sonucu olarak da nasıl farklı bir epistemik sorumluluk anlayışı ortaya çıktığına odaklanmaktadır.

Code’un çalışmaları, feminist epistemolojideki başka bir görüşün de gelişiminde etkili olmuştur. Bu görüş, basit ve tartışmasız empirik inançlardan türetilen geleneksel epistemolojik paradigmaları reddeden natüralizmin bir türü olarak tarif edilebilir. Örneğin, “Bir ağaç gördüğümü biliyorum” gibi inançlar epistemik coğrafyaya zarar vermektedir. Bu eleştiri, bilgiyi önermesel olarak alan paradigmaya ve epistemik uğraşlarda varsayılan bireyciliğe doğru da yöneltilmiştir. Ek olarak, feminist epistemolojideki bu natüralist sapma şüphecilik problemine dair geleneksel epistemolojik yaklaşımı da reddetmektedir. Feminist epistemologlar, çoğu durumda şüpheciliğe karşı bir argüman getirmektense onu görmezden gelmektedirler. Bunun sebebi, şüphecilik probleminin bilginin esasen önermesel olduğunu ve tekil zihin durumlarıyla açıklanması gerektiğini varsayması ve feminist epistemik erdem teorisyenlerinin bu varsayımların ya hepsini ya da çoğunu reddetmesidir. Sonuç olarak, şüphecilik problemi ya hiç ilgi çekmemekte ya da sahte bir problem olarak görülüp göz ardı edilmektedir.

Görselle ilgili daha fazla bilgi için: https://en.wikipedia.org/wiki/Hercules_at_the_crossroads

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir