Arşiv Bireyci Feminizm Okulu Çeviri Teorik

Feminist Epistemoloji – Bölüm 5: Hermenötik, Fenomenoloji ve Postmodern Yaklaşımlar

Bu seri, Internet Encyclopedia of Philosophy’de yer alan Feminist Epistemology girdisinin okunabilirliği artırmak için on bölüme ayrılmış halidir. Yazının felsefeci Marianne Janack’in yazdığı orijinali için ve yazıda atıf yapılan tüm referansları görmek için şu sayfayı ziyaret edebilirsiniz. Çeviren: Mete Han Gencer. Görsel: Hilal Güler, dijital kolaj.

Kıta felsefesine dayanan yaklaşımlar, feminist epistemolojileri birçok dolambaçlı yoldan aynı anda etkilemiştir. Anglo-Amerikan geleneğinde ilk yazan feminist epistemologlar bile Kıta düşüncesindeki eleştirel trendlerden sık sık etkilenmiştir. Bu sadece önceki bölümlerde betimlenen Marksist-feminist epistemolojiler için değil aynı zamanda genel olarak feminist bilim çalışmaları ve gelişim psikolojisine ve feminist epistemik erdem teorisine dayanan feminist epistemolojileri için de doğrudur. Hermenötik, fenomenoloji ve post-modernizm çalışmalarına dayanan Anglo-Amerikan analitik geleneğiyle eğitilmiş feminist filozoflar bulmak sıradışı değildir; öte yandan, çalışmalarını bu geleneklerde konumlandıran feministler de bu sınırı sık sık aşmaktadır. Benzer şekilde, son bölümde daha detaylı anlatılan feminist pragmatizm sık sık hem Anglo-Amerikan analitik geleneğine hem de kıta geleneğine başvurmaktadır. Feminist olmayan felsefede bile net biçimde tanımlanmayan bu kategoriler, feminist felsefede halihazırda net olmayan tanımlardan bile daha esnek bir şekilde tanımlanmaktadır.

Kıta geleneğinden doğmuş feminist epistemolojiler, başlangıç noktalarını genellikle epistemolojiyi yeniden tasarlama ve inşa etme gerekliliği olarak almaktadır. Foucault, Gadamer, Habermas ve başka birçoklarının çalışmalarından ilham alan Linda Martín Alcoff (1993, 1996), epistemolojik projeleri doğruluk iddialarının ve bilgi üretiminin politik doğasını da göz önünde bulunduracak bir şekilde yönlendirmenin rasyonalite, gerekçelendirme ve bilgi gibi kavramların yeniden inşa edilmesine yardımcı olabileceğini iddia etmektedir.

Kıtacı feminist epistemolojiler, epistemik uygulamaların, normların ve “bilgi” gibi ürünlerin nötral olmadığını ve esasen güç ilişkileri tarafından üretilip o ilişkileri bir parçaları edindiklerini öne sürmektedir. Ancak bilgi uygulamalarının ve ürünlerinin nötral olmadığı iddiası bunların yanlış veya bozulmuş olduğu anlamına gelmemektedir çünkü “bütün” bilgi uygulamaları ve ürünleri güç ilişkileriyle sarılmıştır. İyi bilgi uygulamaları için gerekli olduğu varsayılan nötrallik (tarafsızlık) idealinin kendisi de aslında politik bir yapıdır. Dolayısıyla, epistemik değer terimlerinin tekrar inşa edilmesi epistemolojinin ve epistemik uygulamaların politik doğasını tanıyan bir yeniden inşa olmalıdır. Feminist teorisyenlere göre, bu teorik yaklaşımdaki önemli başka bir unsur cinsiyetin de birbirinden farklı güç ilişkileri katmanlarından biri olduğudur.

Feministler tarafından cinsiyetin epistemik önemini vurgulamak ve onun bir analizini yapmak için kullanılan başka bir Kıta felsefesi geleneği fenomenoloji ve onun “yaşantılanan beden” (the lived body) kavramına yaptığı vurgudur. Diğerleriyle birlikte Gail Weiss ve Elizabeth Gross (1994) tarafından yapılan çalışma, epistemolojik soruşturmayı yeniden çerçevelendirmek için fenomenolojiye dayanmaktadır. Aynı çalışma, yeni bir beden teorisini geliştirerek Geneive Lloyd (1984), Susan Bordo (1990) ve Susan Hekman’ın (1990) cinsiyet normları ve ideallerinin imaları olarak belirlediği zıt ikiciliklerin altını oymaktadır.

Kıta geleneğindeki feminist çalışmalar, ayrıca epistemolojinin felsefedeki merkeziliğinin eleştirel bir değerlendirmesinin yapılmasını ve çalışmalarını epistemolojide konumlandırmada ısrarcı olan feministlere bir eleştiri getirilmesini sağlamıştır. Bununla ilgili bir argüman, feminist pragmatist epistemolojiyle ilgili son bölümde ele alınacaktır. Kıta geleneğinden gelen teorik güç, pragmatizmden gelenin aksine, hegemonik uygulamaların oluşturulmasını ve sürdürülmesini sağlayan veya anlaşmazlığı ve direnişi ortadan kaldırmayı amaçlayan bir baskı aracı olarak görülen doğruluk analizine bağlıdır. Bu konuda Kıta geleneğinde çalışan feminist teorisyenler arasında bir fikir birliği yoktur. Ancak epistemolojinin eleştirisi, bu gelenekten yararlanan feministlerin ortaya koyduğu en önemli ve eşsiz gelişmelerden bir tanesidir. Dolayısıyla, feminist Kıta epistemolojinin bir parçası feminist epistemoloji de dahil olmak üzere epistemolojinin kendisine doğrultulan bir saldırıdan oluşturmaktadır.

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir