Çeviri Dünyadan İfade Özgürlüğü

Julie Borowski ile ifade özgürlüğü, Alman yemekleri ve liberteryen kadın hakkında söyleşi

Bu, Speak Freely’de “Interview: Julie Borowski on blogging, free speech, German food, and libertarian women” ismiyle yayımlanan yazının Türkçe çevirisidir. Çeviren: Mete. Görsel: Saliha Çolak, dijital kolaj.

Julie Borowski, Amerikalı bir liberteryen blog yazarı ve YouTuber’dır. Videolarının on binlerce izleyicisi vardır. Speak Freely editörlerinden Bill Wirtz, kendisiyle bu söyleşiyi Heidelberg, Almanya’da gerçekleşen bir Bölgesel Konferans’ta yaptı. Borowski bu konferansa ifade özgürlüğü hakkındaki bir panele katılması için davet edilmişti.

Julie, hem blog’undaki yazılarla hem de YouTube’taki videolarının çoğuyla özgürlük akımının popüler bir temsilcisisin. Seni bilmeyenler için günlük işlerinden ve tüm bu olayın nasıl meydana geldiğinden bahsedebilir misin?

2011’de gerçekten desteklediğim Ron Paul için bir kampanya yürütürken bir YouTube kanalı açtım. Birdenbire online ortama dahil olup Ron Paul ve liberteryen politikalar hakkında konuşmaya karar vermiştim. 2007’den beri akıma dahil olduğumdan liberteryen felsefenin acemisi değildim ama YouTube’un acemisiydim. Zaman geçtikçe liberteryenlerin pek iyi videolar yapmadıklarını fark ettim: çoğu inanılmaz sıkıcı, tatsız, sadece liberteryen kitleyi ilgilendiren şeyler üretiyordu. Benim yapmaya çalıştığım şey bilgi verici içeriği daha komik ve eğlenceli bir şekilde sunmaktı. Bu yüzden bazı insanlar beni kostümlerimle bilirler mesela.

Blog yazarlığı yapmaya veya video yapmaya başlamaya çalışan insanlara ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsin?

Başladığımda bana yardım edebilecek kimse tanımıyordum. Zar zor video yapabiliyordum. Benim tavsiyem şudur: sadece başlayın. Tahmin edebilirsiniz, “nasıl YouTube kanalı açarım?”, “nasıl blog açarım?” tarzı bir sürü soru alıyordum ama bu soranlar bir türlü gerçekten işe başlamıyordu. İlk ve en zor adım işe başlamaktır. İlk videom cidden kötü ve tuhaftı ancak bu, işleri nasıl halledeceğinizi öğreneceğiniz sürecin gerekli bir parçasıdır. Ne üretiyorsanız ona yapılan yapıcı eleştiriyi dinleyin ve gerektiğince değişiklikler yapın. Sosyal medya sayesinde belirli bir kitleye eriştikten sonra fırsatlar zaten size gelmeye başlıyor. Yani, evet, sadece başlayın!

Almanya yolculuğun nasıldı?

Frankfurt’ta birkaç gün kaldım ve bayağı iyiydi. Ardından Worms’a, geçmişteki atalarımın doğum yerine gittim. Bu benim için oldukça önemliydi. Heidelberg (konferansın gerçekleştiği yer) güzel bir şehir. Eski kasaba ve kaledeki 13. yüzyıla kadar uzanan geniş tarih açıkça görülüyordu. Almanya’ya, iyi yemeklere ve güzel mekanlara bayılıyorum.

Bu yolculuk için fon da topladınız.

Evet! Buraya gelip konferans süresince kalmama yardım eden çok iyi bir kitlem var. Bu öğrenciler tarafından yürütülen bir organizasyon ve buradaki herkes gönüllü. Bu yüzden biz de buradaki işleri fonla yürütebildik.

Buradaki liberteryenler Amerika’dakilerden farklı mı?

Pek farklılar demezdim. Biz liberteryenlerin hep aynı olduğu söylenir: hepsi aynı derde odaklanan beyaz erkekler. Ancak aslında oldukça çeşitli bir grubuz. Birçok konferansa gittim ve birbirinden farklı insanlarla tanıştım. Her türden insana rastlamak mümkün: komplo teorisyenleri, anarşistler, minarşistler ve liberteryenizm doğru mu acaba diye test etmek için takılanlar. Bugün panelde fikir özgürlüğü hakkında konuştum. Amerika’da, fikir özgürlüğüyle ilgili gerçekten ciddi problemlerimiz var. Ama bunları Türkiye’den gelenlerden duyduklarımla kıyaslarsam aslında hiç fena olmadığımızı söylemem gerekir. Bu kesinlikle burada öğrendiğim şeylerden biri oldu.

Paris’teki Bölge Konferansı’nda Kadınlar İçin Özgürlük (Women for Liberty) tarafından yapılan bir sunumda senin blogundaki bir yazıda değindiğin “neden bu akımda çok az kadın var?” sorusundan bahsedildi. Paris’teki panel senin o yazıda öne sürdüğün “kadınların bir azınlık grup sayılamayacakları kadar çok problemi var” şeklindeki ifadeni reddetti.

Birçok insanın dediğim şeyi yanlış anladığını düşünüyorum. Bunu komik bir şekilde söyledim ve nedenle aşırı abartı gibi durması gerekiyordu. Ama esasen, nerd kültürünün tüm çeşitlerinde, çizgi roman kültüründe, anime kültüründe veya başka ne alan sayarsanız sayın hep kadınların erkeklerden daha az sayıda olma eğiliminde olduğunu gördüm. Problem kısmi olarak böyle şeylerin ana akım olmaması. Fark ettiğim diğer şeylerden biri de liberteryen kadınların biraz farklı bir kadın türü olduğu. Bu tür kendileri hakkında başkalarının ne düşündüğünü pek umursamıyor. Çok güçlü ve bağımsızlar aynı zamanda. Bence bir liberteryen olmak için bu tarz bir kişiliğe sahip olunmalı. Bazen bir kadın olarak tartışmalı bir şey söyleyenlerin bayağı büyük bir sosyal darbe aldıklarını düşünüyorum. Ben kendim böylesine büyük bir darbeyi liberteryen olduğum için kendi kadın arkadaşlarımdan aldım. Yani evet, umursamayan bir insan olmanız lazım ve bence erkekler gerçekten ana akım olmayan şeylere dahil olmaya kadınlardan daha yatkın.

Daha fazla kadının bu akıma dahil olmasına yardım ettiğini düşünüyor musun? Ayrıca, kadın olmasaydın sence aynı başarıyı elde edebilir miydin?

Evet, kadın olmak bana yardım etti. Yardım etmediğini savunmam için aptal olmam gerekirdi. Hem liberteryen hem de kadın biri olarak yaptığım bu şey oldukça nadir: Daha fazla konuşmaya çağrılmamın ve YouTube’da daha fazla izlenmemin nedeni bu. Bununla birlikte, dediğim şeyleri temellendirecek şeyler söylediğimi de düşünüyorum. Böyle olmasa insanlar beni dinlemezdi. Birçok konferansta kadınlar bana yaklaşıp kendilerine akıma dahil olmak ve seslerini duyurmak için ilham verdiğimi söyledi.

Bazen birine ilham vermek için onun gibi biri olmanız gerekir.

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir