Arşiv Çeviri İfade Özgürlüğü

Serbest Konuşma Özgürlüğü

Mark Satta’nın Free Speech isimli yazısının çevirisidir. Çeviren: Mete Han Gencer. Görsel: Joyce Hesselberth, The Chronicle.

Hükümetinizi eleştirmek istiyor musunuz? Ya bir bayrak yakmayı? “Kahrolsun Askerlik” yazılı bir tişört giymeye ne dersiniz?

Konuşma özgürlüğü sağ olsun çoğu yerde bunu yapabilirsiniz.

Fakat konuşma özgürlüğü tam olarak nedir? Ve ne söylememize izin verir? 

Bu makale bu sorulara verilen bazı etkili cevapları inceleyecek.

1. Özel Şahısların Değil, Hükümetin Koruması

Bazen ifade özgürlüğü olarak da adlandırılan konuşma özgürlüğü, çoğu inancın ve fikrin, hükümet yaptırımları ve cezaları olmadan ifade edilebilmesine imkan tanıyan yasal haktır. Fakat bu özgürlük, tipik olarak özel şahıs ve kuruluşların (örneğin sıradan vatandaşların veya özel organizasyonların) konuşmayı sınırlamalarını engellememektedir.

Eğer konuşma özgürlüğü özel şahısların ve kurumların konuşmayı sınırlamalarını engelleseydi tutarlı bir şekilde uygulanmış olmazdı. Çünkü konuşma özgürlüğü konuşmama hakkını da içerir. Bu sebeple, örneğin  bir gazete ona verilen bir yazının her kısmını yayınlamak zorunda bırakılsaydı, o durumda gazete konuşmama hakkını kaybetmiş olurdu.

Konuşma özgürlüğü, başkalarının mesajlarını dinlememe ve kabul etmeme haklarını da içerir. Eğer buna izin vermeseydi, bir kişinin size bir şeyler anlatabilme hakkı sizin istediğinizde dinlememe hakkınızla çatışmış olurdu.

Konuşma özgürlüğünün sadece hükümet yaptırımlarını engellediği gerçeği, onun özel kişi ve kurumların eylemleriyle alakasız olduğu sonucunu doğurmaz. Bazı kişiler belirli tüzel kişiliklerin konuşma özgürlüğü için yasal standartları gönüllü olarak uygulaması gerektiğini iddia etmektedir. Örneğin, özel üniversiteler, devlet üniversiteleri tarafından yasal olarak uygulanması gereken özgür konuşma standartlarını uygulamalıdır. 

2. Konuşma Özgürlüğünün Sınırları 

Konuşma özgürlüğü sınırsız bir hak değildir. Bütün hükümetler ne tür konuşmaları destekleyecekleri konusunda bazı sınırları empoze etmektedir. Çünkü diğer tüm haklar gibi, konuşma özgürlüğü de diğer haklar ve değerlerle dengelenmelidir. 

Konuşma özgürlüğünün kapsamında olmayan bazı ortak şeyler şiddet tehditleri, yanlış reklam yapmak ve  iftiradır (örneğin bir insanın itibarını haksız yere lekelemek). 

Birçok demokratik toplum nefret söylemini desteklemez (tehdit etme amaçlı söylem, küçük düşürmek, grup önyargısı temelinde bir gruba veya grup üyesine karşı insanları kine teşvik etmek gibi). Fakat bazı toplumlar (Birleşik Devletler dahil), nefret söylemini de özgür bir söylem olarak korumaktadır. Nefret söyleminin konuşma özgürlüğü olarak kabul edilip edilmemesi gerektiği son yıllarda oldukça tartışılmıştır.

Ancak korumalı konuşmalar bile bir ölçüde hükümet tarafından kısıtlanabilmektedir. Örneğin, konuşma özgürlüğü hiç kimsenin bir ordu üssüne veya bir devlet üniversitesindeki sınıfa girerek durduk yere konuşmaya başlamasına izin vermez. Bu doğru çünkü askeri üsler ve devlet üniversiteleri hükümet tarafından yönetilse bile bu kurumlar özgür konuşmanın sınırlandırılmasını temellendirebilecek daha önemli bazı hedefleri gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Konuşma özgürlüğü size halka açık bir parkta, kaldırımda veya kendi evinizde çok daha büyük bir serbestlik tanımaktadır. Fakat konuşma özgürlüğü, parklar ve kaldırımlar gibi kamusal alanlarda bile içerikten bağımsız olarak bazı konuşma sınırlamalarına izin vermektedir. Örneğin, bir yerleşim yerinde gece yarısından sonra insanları rahatsız edecek kadar yüksek sesli müziklerin yasaklanması mümkün olabilir.

Ancak bu kısıtlamaların içerikten ve bakış açısından bağımsız olması önemlidir. Dolayısıyla, bir yerleşim yerinin sakinleri sadece bazı konular hakkında konuşmayı yasaklayamaz. Böyle bir kural, konuşmanın bakış açısı ve içeriği temelinde ayrımcılık yapmaya fırsat tanırdı. Konuşma özgürlüğünün bir diğer önemli kısmı da hükümetin bir fikri sırf sevmediği için kısıtlamasının kabul edilemeyeceğidir. Konuşma özgürlüğü ayrıca fikirlerin sırf çok popüler olmadıkları için kısıtlanmasına da izin vermez.

3. Mesaj İleten Davranış

Konuşma özgürlüğü sadece sesli ve yazılı ifadeden fazlasını korur. Ayrıca fikirlerin ifade edildiği birçok diğer aktiviteyi de korur. Örneğin Birleşik Devletler’de soyut sanat, lirik olmayan müzik ve bir geçit töreninde yürüyebilmek serbest konuşma özgürlüğü kapsamındadır.

Öte yandan hangi aktivitelerin mesaj ileten davranış olarak düşünülmesi gerektiği hakkında tartışmalar vardır. Örneğin, şirketlerin politik harcamalarının konuşma özgürlüğü gibi düşünülüp düşünülemeyeceği hakkında büyük bir anlaşmazlık vardır. Ayrıca, düğün pastası ve fotoğrafları gibi ürünlerin korunmuş konuşma olarak düşünülüp düşünülmeyeceği ve düşünülecekse ne zaman düşünüleceği hakkında da tartışmalar vardır.

4. Önce Kısıtlamaya Karşılık Sonra Ceza

Konuşma özgürlüğü insanları iki hükümet yaptırımına karşı korur: Konuşmadan önce kısıtlamak ve sonrasında ceza vermek.

Konuşmadan önceki bir kısıtlama konuşmanızı önler. Eskiden birçok hukukçu konuşma özgürlüğünün sadece kısıtlamalara karşı bir özgürlük olduğunu düşünüyordu. Bu artık doğru değil.

Bugün neredeyse herkes konuşma özgürlüğünün insanları sadece konuşmadan önceki yapılan kısıtlamadan değil, ayrıca konuştuktan sonra verilen cezadan da koruduğunu düşünmektedir (örneğin korunmuş bir konuşma için yasal olarak yaptırım uygulanması gibi). Bu düşünce, konuşma özgürlüğünü daha güçlü kılıyor çünkü sadece insanların konuşmalarının kısıtlanmamasını sağlamıyor, aynı zamanda konuştuktan sonra hükümet tarafından ceza almamalarını da sağlıyor.

5. Konuşma Özgürlüğü Neden Önemlidir?

Filozoflar ve hukukçular konuşma özgürlüğünün neden önemli olduğuna dair birçok farklı açıklama sunmuşlardır. Çoğu bilgin, konuşma özgürlüğünü korumak için iyi nedenlerimiz olduğunu düşünmektedir. 

Konuşma özgürlüğünü korumamız için bize sundukları en yaygın 3 gerekçe şunlardır: (1) gerçeği keşfetmeye yardım etmesi, (2) insan otonomisine saygı göstermesi ve (3) hükümetin eleştirilmesine izin vererek demokrasiyi muhafaza etmesi.

Konuşma özgürlüğünün gerçeği keşfetmemize yardım ettiğini savunan bazı etkili kişiler yazar John Milton, filozof John Stuart Mill ve Birleşik Devletler Yüksek Mahkeme yargıçları

Oliver Wendell Holmes ve Louis Brandeis’tir.

Gerçeğin keşfi argümanı savunularının ortak bir türü, yanlış konuşmaların üstesinden gelmenin en iyi yolunun daha fazla konuşmak olduğudur. Yayılan yanlış bir bilgilendirmenin nasıl çalıştığını bildiğimiz düşünüldüğünde, böyle bir iddia mantıksız görünebilmektedir. Ancak gerçeğin keşfi argümanının bu versiyonu yanlış olsa bile, konuşma özgürlüğünü korumak için bize iyi nedenler sunan bir “gerçeğin korunması” prensibinin daha zayıf versiyonları düşünülebilir. Örneğin, siyasi liderlerin yanılma payının, başkalarının fikirlerini baskılamamak için bir neden olabileceği savunulabilir. 

6. Sonuç

Konuşma özgürlüğü değerlidir. Onu korumak için önce onu anlamak gerekir.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments