Arşiv Bireyci Feminizm Okulu Çeviri

Feminizm – Bölüm 2: Farklılık yaklaşımı

*Bu yazıFeminizm – Bölüm 1: Aynılık yaklaşımı“nın devamıdır. Çeviren: Mete.

Görsel tasarım: Hilal Güler, dijital kolaj.

Bu yazı dizisinin ilk kısmında bahsedildiği gibi düşünceleri kategorilemek ve isimlendirmek genelde zordur. Haslanger ve Hackett’i takip ederek burada tartışılan farklılık yaklaşımı, bazen radikal, kültürel, veya kadın odaklı feminizm olarak isimlendirilir.

Hatırlayalım: Aynılık yaklaşımının altında yatan temel düşünce erkeklerin ve kadınların önemli olan konularda benzer davranılacak kadar benzer olduğudur. Gösterilen davranışlar benzerlikten ne kadar uzaksa o kadar yanlıştır ve bu benzerlikten uzak davranışları destekleyen sistemler ya direkt yanlıştır ya da cinsiyet söz konusu olduğu zaman basitçe adaletsizdir.

İlk yazıda bu yaklaşımla ilgili bir problem olduğundan bahsettim. Bahsettiğim problem benzer davranışlar göstermenin kadınların maruz kaldığı ve feminizmin azaltmak istediği zorluklar göz önüne alındığı zaman en iyi çözüm olmadığıydı. Farklılık yaklaşımı bu problemden kaçınmaya çalışan bir feminist alternatif olarak görülebilir.

Aynılık yaklaşımı erkeklerin kadınlardan bazı önemli konularda daha iyi olduğunu söyleyen cinsiyetçilere cevap verirken farklılık yaklaşımı cinsiyetçilerin argümanını ters çevirir. Farklılık yaklaşımına göre en azından bazen birçok alanda kadınlar erkeklerden daha iyidir. Tabii ki, esas iddia edilen şey daha çok şuna yakındır: Geleneksel olarak feminen özellikler ve nitelikler erkeklerin hakimiyetindeki toplum tarafından küçümsenmiş ya da değersiz sayılmıştır ve artık gerçek değerlerini yansıtacak şekilde yeniden değerlendirilmelidir. Spesifik görüşlere göre değişecek şekilde, feminenlikle bağdaştırılan özellikler ve nitelikler doğal veya sosyal eğilimlerle ya da bunların bir karışımıyla alakalı bulunabilir. Aynı zamanda, farklılık yaklaşımı maskülenliğin normal, nötral ve doğal olarak kabul edilen taraflarını da açığa çıkarır.

Bir örnekle görüşü daha net hale getirebiliriz. Kadınların oy hakkı hareketini düşünün. Daha önce aynılık yaklaşımının savunucusu olarak karşılaştığımız John Stuart Mill, aynılık yaklaşımı temelinde kadın haklarını da (örn. siyasete katılım) savunmuştur. Mill’den birkaç yüz yıl sonra Jane Addams, farklılık yaklaşımını kullanarak kadınların siyasete katılım hakkı olması gerektiğini çünkü bunun için eşsiz şekilde uygun olduklarını iddia etmiştir. Addams’a göre bir şehri yönetmek ile bir evi yönetmek aynı becerileri gerektirir. Bunlar insanları temiz tutmak, beslemek, tatmin etmek gibi becerilerdir. Kadınlar ev yönetme konusunda becerikli olduklarından şehirleri yönetme konusunda da becerikli olmalılar. Dolayısıyla, oy verme hakları da olmalı. Bu argümanda kadınlara alan hakkında özel bir kavrayış sağlayan şey kadınların kendilerine özgü doğal veya sosyal koşullarla edindikleri yetenekleridir. Bu argüman cinsiyetçilerin erkekler ve kadınlar arasında farklar olduğu şeklindeki iddiasını kabul eder ama erkeklerin üstün olduğunu reddeder.

Benzer argümanlar pek çok diğer alan için de verilmiştir. Belki Carol Gilligan’ın popüler şekilde iddia ettiği gibi kadınların aşikar ve değerli bir ahlaki içgüdüsü vardır. Belki Vandana Shiva’nın iddia ettiği gibi eşsiz tarımsal bilgi sağlıyorlardır. Belki Sara Ruddick’in dediği gibi annelik onları daha barışçıl yapıyordur. Feminenlik genellikle pasiflik, duygu, toplum ve ev gibi spesifik karakteristiklerle bağdaştırılır. Bunlar maskülen varsayılan aktiflik, akıl, bireysellik ve iş gibi karakteristiklerin zıttında yer alır. Genellikle maskülen karakteristiklere toplum tarafından çok daha fazla değer biçilmesine rağmen feminen karakteristiklerin tercih edilmesinin daha makul olduğu pek çok bağlam düşünülebilir. Eğer toplum bu karakteristiklerin daha fazla değer kazanacağı şekilde kurulursa bu hepimiz için daha iyi olabilir.

Aynılık yaklaşımının karşı gelmekte zayıf kaldığı bir problem erkek ve kadınların gerçekten de farklı davranılması gerektiği (örn. kadınların eşit şartlarda yarışmadığı iş başvurusu değerlendirme süreci) durumlardır. Farklılık yaklaşımı bu problemden daha başlangıçta kaçınabilir çünkü kadınlara ve erkeklere farklı davranmayı kolayca temellendirebilir. Belki kadınların deneyimleri ve nitelikleri onları geleneksel olarak erkek hakimiyetindeki alanlara daha uygun yapacaktır ama bu alanlardaki seçim yapıcılar, toplumun haksız şekilde maskülen özelliklere odaklanması sonucu kör olagelmiştir. Alakalı feminen özellikleri tekrar değerlendirmek böylelikle daha fazla kadının işe alınmasını ve daha iyi şirketler oluşturulmasını sağlayacaktır.

Ancak farklılık yaklaşımı pek öteye gidemeyebilir. İşe alım örneğine bakarsak feminen karakteristiklerin spesifik bir iş bağlamında pek yardımcı olmadığı açığa çıkabilir. Bunun sebebi işin kendisinin maskülen özelliklerin değerlendirildiği bir dünyada oluşagelmiş olması, pür şans veya başka bir şey olabilir. Eğer durumun böyle olduğu açığa çıkarsa farklılık yaklaşımı savunucusu kendi argümanı gereği eli kolu bağlı hale gelir gibi gözükmektedir. Bu yaklaşım kadınlara yeni fırsatlar sunmaktansa onları başkalarını işe değer katabildiklerine ikna edebildikleri alanlarda çalışmaya zorlamaktadır. Bunlar yine de kazanç olsa da bu durum hem kadınların hem erkeklerin yeteneklerini, deneyimlerini ve faydalarını tamamen gözetmekte başarısız olunmasına yol açıyor.

Tabii ki bir farklılık yaklaşımı savunucusu bu tarz bir eleştiriye bir aynılık yaklaşımı savunucusunun kendi karşılaştığı eleştirilere cevap verdiği gibi cevap verebilir. Ancak iki yaklaşımın da daha büyük bir derdi vardır. Catharine MacKinnon’ın dediği gibi “Varolan koşullar altında […] aynılık yaklaşımı kadınlara erkeklerin erişimi olan şeylere erişim verir […] Farklılık yaklaşımı kadınları kadın yapan (erkeklerden farklı yapan) özelliklere değer vermek için vardır”

Aşikar farklarına rağmen aynılık ve farklılık yaklaşımları halihazırda varolan sistemi kabul eder ve ve bu aynılık ve farklılığın daha geniş boyun eğdirici sistem bağlamında nasıl oluştuğunu düzgünce sorgulamakta başarısız olur. Sistemin neden bu şekilde kurulduğunu sorgulamadan kadınlar için sistem içerisinde en iyi çözümün ne olduğunu bulmaya çalışırlar. MacKinnon ve diğerlerinin benimsediği dominantlık yaklaşımı bu daha büyük probleme çare bulmaya çalışır. Bu yaklaşım bu yazı dizisinin üçüncü kısmının konusu olacaktır.

Referanslar

Addams, Jane. “Women and Public Housekeeping” printed in Hackett, Elizabeth, and Sally Haslanger. Theorizing Feminisms: A Reader. New York: Oxford University Press, 2006.

Gilligan, Carol. In a Different Voice: Psychological Theory and Women’s Development. Cambridge, MA: Harvard University Press, 1993.

MacKinnon, Catharine. “Difference and Domination: On Sex Discrimination” printed in Hackett, Elizabeth, and Sally Haslanger. Theorizing Feminisms: A Reader. New York: Oxford University Press, 2006.

Ruddick, Sara. “Notes Toward a Feminist Maternal Peace Politics” printed in Hackett, Elizabeth, and Sally Haslanger. Theorizing Feminisms: A Reader. New York: Oxford University Press, 2006.

Trans 101 : Primer and Vocabulary.” Ohio University LGBT Center. Ohio University, Web. 12 Oct. 2014.

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir